Yal(ama) düşkünü çarpık bir anlayış

18.01.2021
877
A+
A-

BİLGE Kral Aliya İzzetbegoviç’in çok sevdiğim bir sözü aynen şöyle:
“Adaletin kendisi insanların kalplerinde saklıdır, aksi durumda adalet yoktur.”

Bu fıtratımızla gelen ve hayatın her adımında gelişen adalet anlayışına ve buna saygıya işaret eder. Saygıdır çünkü kaynağı yaratıcı kudrettir.

Bilgi başka bir şey, oluş/varoluş başka bir şey bazen. Üst üste oturmayabiliyor. Bu aralar tüm sıfatlar ve etiketler aslında kiri, pisi kapatmaya kullanılıyor.

Adam çıkıp kendisini İslam’ın Nürnberg’deki neferi ilan ediyor, ettiriyor çevresine. İşte diyorlar sevgili peygamberimizin izinde, Kur’an’ın ışığında yaşayan bir kişi. Ama işin iç yüzü hiçte öyle değil gibi duruyor.

Biraz daha açmalıyız konuyu. Biri çıkıp da sizinle ilgili bir sürü iddia ortaya atarsa siz ne yapardınız?

Tabii ki de cevap verirdiniz öyle değil mi?

Ya cevap verip onurlu bir duruş sergilemek yerine gazetecilik yapan kişileri karşı taraf ilan edip saldırıya geçmek nasıl bir tavır sizce?

“Hadi oradan bu yazdıklarınız doğru değil” diyemeden ve demeden insanların ekmeğiyle oynamak sizce Rahman’ın kuluna mı yakışır? Yoksa bu şeytanın ayak izini takip etmeye mi benziyor?

Abuk sabuk işlerini ifşa ettiğimiz bir kişinin bu adaletsiz ve vicdansız işlerini anlattık. Anlatmaya da devam edeceğiz.

Gurbetçilerin emeği ve tasarruflarıyla kurulan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği dernekleri, dini ve kültürel öğelerimizin yaşaması ve yaşanması için faaliyet gösteriyor. Böylesi hassas bir noktada çalışan DİTİB’in bu iddialara sahip bir eyalet başkanı olması garipsenirken, iddialara hiçbir akli, gerçekçi cevap verilmeyip Başkonsolosluk üzerinde baskı yaparak cevap verdiriliyor olması da çok düşünrücü. Sosyal medya gruplarıyla, gazetelere kirli bir savaş açan Hasan Aslan’a adını ve gücünü kullandığı DİTİB Genel Merkezi hesap sormayacak mı?

Sivil toplum başkanları hükümet yanlısı ise beyefendiye ayar verecek gücü kimden alıyor?

Bu ne devletimizin buradaki temsilcilerini ne de Diyanet’in yetkililerini hedefe koymak, yıpratma faaliyeti yürütmek değildir. Aksini zırvalayanların önüne atılan yalı da (hayvan yemi) iyi biliyorum.

Biz devletimizi de aziz dinimizi de seven, istismar edilmemeleri için çırpınan kişileriz.

Aksini ispatlayan yal(ama) düşkünleri cevap bile veremez.

Bir de burada Batmanlı “bit yavrusu”ndan bahsetmeden geçemeyeceğim. Bazı konularda insanın makamına ve yaşına bakmadan mevzuya bodoslama girmeyi seviyorum.

10 senede bir işimizin düştüğü T.C. Nürnberg Başkonsolosluğu’na bir 10 sene daha girmesem ne olur?

Beyefendi bizim için not bırakmış. Bırakabilir. Yeni gelen de o nota “riayet” ediyorsa, vay be devletin ve milletin haline.

O yazılar benim için yok hükmündedir. Sebebi ise soğan yemedim ki ağzım koksun. Herkesi attıkları iftira ile susturduklarını zannedenler Allaha şükür bize atacak iftira ve söyleyecek sözleri de olamaz. Soyum da sopum da ailem de duruşumda bellidir.

Devletin size verdiği makamı ve yetkiyi kendi çıkarınız için kullanabiliyorsanız ki kullanmanıza ses çıkarılmıyor bu konuda bir şey demek istemiyorum.

Biz işimizi yapacağız ve yapmaya da devam edeceğiz. Gün ola harman ola, siz yolcu biz mekâncıyız.

Günün birinde görüştük mü iyi görüşeceğiz. Buna bu yazılar şahit olsun.

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.