TÜRKİYE KURUYOR! / Artık ‘su sıkıtısı’ çeken bir ülke

TÜRKİYE KURUYOR! / Artık ‘su sıkıtısı’ çeken bir ülke
23.01.2021
204
A+
A-

Türkiye ‘su fakiri’ olma yolunda hızla ilerliyor. 2030 yılında Türkiye’de kişi başına düşen su miktarının bin 120 metreküpe gerileyeceği düşünülüyor. Türkiye, sanılanın aksine artık su zengini bir ülke değil, hatta tam tersine yılda kişi başına düşen bin 519 metreküplük su miktarı ile ‘su sıkıntısı çeken’ bir ülke konumunda. Türkiye nüfusunun 2030 yılında 100 milyona ulaşacağı ve kişi başına düşen su miktarının bin 120 metreküpe gerileyeceği öngörülüyor. Bu öngörüler, Türkiye’nin ‘su fakiri’ olma yolunda hızla ilerlediğine işaret ediyor. Bu arada, iklim değişikliğinin yarattığı olumsuz etkilerin artması ile birlikte, kuraklık da Türkiye için çok önemli bir risk teşkil ediyor.

HABER / HAKAN KANBER

YERKÜRE üzerindeki erişilebilir tatlı su miktarı, dünyanın toplam su varlığının yüzde 1’inden bile az. Oysa gıda güvenliği, ekonomik büyüme, iklim değişikliği ile mücadele gibi birçok alanın temelinde, su kaynaklarının sürdürülebilirliği yer alıyor. Fakat bugün geldiğimiz noktada, su kıtlığı tüm dünyanın yaşadığı en büyük sorunlardan biri olarak ön plana çıkıyor.

NÜFUS ARTIŞI VE BİLİNÇSİZ KULLANIM
Türkiye de sanılanın aksine su zengini bir ülke değil, hatta tam tersine yılda kişi başına düşen bin 519 metreküplük su miktarı ile ‘su sıkıntısı çeken’ bir ülke konumunda. Türkiye nüfusunun 2030 yılında 100 milyona ulaşacağı ve kişi başına düşen su miktarının bin 120 metreküpe gerileyeceği öngörülüyor. Bu öngörüler, Türkiye’nin ‘su fakiri’ olma yolunda ilerlediğine işaret ediyor. Bu arada, iklim değişikliğinin yarattığı olumsuz etkilerin artması ile birlikte, kuraklık da Türkiye için çok önemli bir risk temsil ediyor.
İklim değişikliği en çok Akdeniz Havzası’nı etkiliyor. Avrupa ve Akdeniz Havzası’ndan 43 ülkenin yer aldığı Hükümetlerarası Akdeniz için Birlik kuruluşunun hazırlamış olduğu rapora göre, bölgede sıcaklık artışı dünyanın diğer bölgelerine oranla daha yüksek. 600 bilim insanının çalışmalarının aktarıldığı rapora göre, Akdeniz Havzası’ndaki ortalama sıcaklıklar endüstri devrimi öncesindeki döneme kıyasla 1,5 derece arttı. Aynı dönemde dünyanın diğer bölgelerindeki sıcaklık artışı ise ortalama 1,1 derece olarak kaydedildi. Raporun sonuçlarına göre, 2040 yılına kadar Akdeniz’deki sıcaklık artışının 2,2 dereceyi bulacağı tahmin ediliyor. Yüzyılın sonuna doğru ise sıcaklık artışının Akdeniz’in bazı bölgelerinde 3,8 dereceye ulaşacağı öngörülüyor. Uzmanlar, bölgede ‘su kıtlığı yaşayan insanların’ sayısının önümüzdeki 20 yıllık sürede 180 milyondan 250 milyona yükseleceğine dikkat çekiyor. Akdeniz’i bekleyen sorunlar arasında sıcaklık artışına bağlı olarak toprak kalitesinin düşmesi, kuraklık nedeniyle ekin kaybı, sıcaklık dalgaları, deniz ürünlerinin azalması yer alıyor.

AKDENİZ KUŞAĞI BÜYÜK RİSK ALTINDA
Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin ülkemizin de içinde yer aldığı coğrafyayı yakından ilgilendiren “Arazi Özel Raporu” da, iklim değişikliği etkilerinin en şiddetli hissedileceği Akdeniz kuşağı ile ilgili önemli bulgular sunuyor. Doğal varlıkların her geçen gün artan insan baskısı ile karşı karşıya kaldığını ve iklim değişikliğinin bu baskıyı artırdığını ortaya koyan raporu, 52 ülkeden aralarında TEMA Vakfı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş’in de yer aldığı 107 bilim insanı hazırladı. Raporda ülkemizi son derece yakından ilgilendiren bulgulardan biri şöyle: “Küresel ısınma kurak alanları ve çölleşmeyi artırıyor. 21. yüzyılda sıcak hava dalgalarının sıklık, yoğunluk ve süresinin; kuraklıkların ise sıklık ve yoğunluğunun özellikle Akdeniz bölgesinde ve Güney Afrika’da artacağı tahmin ediliyor. Bu etkiler şimdiden Afrika, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya’da görülüyor. Bu bölgelerde kuraklık; daha şiddetli su kıtlığı, daha fazla toprak erozyonu, bitki örtüsü tahribatı, orman yangını, biyolojik çeşitlilik kaybı ve gıda arzının riske girmesi anlamına geliyor.”

KURAKLIK DÜZEYLERİ ÇOK YÜKSELDİ
Meteroroloji Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’deki son 12 aylık kuraklık analizlerini değerlendiren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Orta ve kuvvetli kuraklık görülen bölgeler Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz, Kuzey Ege, Batı Marmara Bölgeleri olarak sıralanıyor” dedi. Ataç’ın yorumları şöyle: “Doğu Anadolu’da Kars, Erzurum, Erzincan, Van illeri, İç Anadolu’da Kırşehir, Kayseri, Güneydoğu’da Bitlis kuraklık görülen yerler arasında. Oysa son 3 aylık kuraklık verilerine bakıldığında ülkenin büyük bölümünde orta, şiddetli, çok şiddetli ve olağanüstü kuraklıkların yaşandığı görülüyor. 2020 yılı sonbaharında yurdumuzun aldığı ortalama 65.8 mmlik yağış, uzun yıllar ortalaması olan 140.6 mm’nin ve geçen yıl sonbahar yağışlarının (74.3 mm) altında. Yağışlarda normaline göre yüzde 53, geçen yıla göre yüzde 11 azalma meydana geldi. Tüm bölgelerimiz normallerinin altında yağış aldı ve en fazla azalma yüzde 59 ile İç Anadolu Bölgesi’nde gerçekleşti. Ege ve Karadeniz Bölgeleri’nde ise son 40 yılın en düşük yağışlı sonbaharı yaşandı. Bu kuraklıkların havzaların su verimlerine de yansıması kaçınılmaz olacak. Bu durumun şimdiden bir su kıtlığına neden olacağı söylenemezken, benzer kuraklık kış mevsiminde de yaşanırsa gelecek yılın su kıtlığı yaşanacak bir yıl olacağı söylenebilir.”

NELER YAPILABİLİR?
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, geleceğe hazır olmak açısından su azlığı çeken Türkiye’de alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:
-Kuraklık doğal afet statüsüne alınmalı.
-Su Kanunu yasalaştırılmalı.
-Tarımsal üretimde suyun verimliliği artırılmalı.
-Havza temelli kuraklık yönetim planları hayata geçirilmeli.
-Kentlerde su ihtiyacı azaltılmalı.
-Çiftçiler için kuraklık, tarım sigortası kapsamında olmalı.

HK.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.