Adalet Hanım…

21.02.2021
106
A+
A-

EN basit ifadesiyle hukuk; bütün dünyadaki bireylerin yaşadıkları topluluklarda, kendi aralarındaki yaşam kurallarını belirleyen yasalar topluluğudur.
Daha basit şekliyle; birden çok insanın bir arada yaşadığı toplumlarda hukuk gereklidir ve devreye girer. Yani hukuk; dağ başında tek başına yaşayan bir insan için lüzumlu bir şey değildir. Eğer aynı dağ başında yanınızda birisi daha varsa, o zaman hukuka ihtiyaç doğar.
Aile içi hukuk, toplumsal hukuk, milletler arası hukuk ve diğer hepsi, birden çok insanın yaşadığı yerlerde başlar.

***

Hukuk, her şeyden önce “evrensel” bir kavramdır.
İnsanların temel ihtiyaçlarından ve en önemlilerinden birisidir.
Nasıl ki insan; barınma, beslenme, giyinme, eğitim ve sağlık gibi ihtiyaçlara gereksinim duyuyorsa, hukuka da gereksinim duyar.
Hukuksuzluğun hüküm sürdüğü yerlerde insanlar çırılçıplaktırlar, savunmasızdırlar.
En küçük birim olan aileden başlarsak; toplum, kabile ve milletlerde hukuk olmaz ise ilerleme de olmaz.
Herkes “kendi hukukunu” işletmeye kalkar. Ve sonuç; facia olur!

***

Onun için insanlar; binlerce sayfalı, koca koca ciltli, kalın hukuk kitapları yazmışlardır. İçlerini de; bütün sosyal yaşamı ve bundan doğan ticari, medeni, siyasi, ahlaki ve daha birçok mevzuları barındıran hukuk kurallarıyla doldurmuşlardır.
Mahkemeler, yargıçlar, hâkimler, savcılar ve avukatlardan hukuk adamları oluşturulmuştur.
Milletlerin ‘Anayasa’ları ve ‘Anayasa Mahkemeleri’ vardır.
Her mahkemenin hiyerarşik olarak bir üst mercii vardır. İç hukuk yollarının bitmesi durumunda da “uluslararası hukuk” devreye girer. Bu, silsile yolu ile devam eder.
Bireyin yaşama hakkı kadar kutsaldır, hukuk.

***

Bırakın modern toplumları, günümüzde hala kabileler halinde yaşayan topluluklarda dahi belli bir “kurallar dizini” vardır. O kabilenin koyduğu kurallara aykırı hareket eden birey için hemen hukuk devreye girer. Kabile şefi ve heyeti, zanlıyı sorgular, yargılar ve hükmünü verir.
Toplumlar, önceleri dinsel doktrinlerin getirdiği hukuk kurallarını uyguluyorlardı. Sonra toplumlar; değişen çağlar boyunca, değişen ihtiyaçlara göre farklı hukuk yöntemleri geliştirdiler, harmanladılar, yaygınlaştırdılar.
Hukuk, herkese lazımdır. Herkes için de aynı hassasiyetle işletilmelidir. Onun için bütün dünya toplumlarında “evrensel bir sembolü” vardır;
Gözleri kapalı, bir elinde terazi, diğer elinde kılıç tutan bir kadın…
Bizdeki ismiyle “Adalet hanım…”

***

-Bu Adalet hanımın gözlerinin kapalı olması; kanun karşısında herkese eşit muamele edilmesini simgeler. Yani, “Tanıdık, tanımadık herkese eşit mesafedeyim” der.
-Elinde tuttuğu terazi; hak ve haksızlığın hassas bir şekilde tartıldığının ifadesidir.
-Diğer elindeki kılıç; cezayı temsil eder. “Ben kimseye taraf olmadan, herkesi eşit bir şekilde yargılar ve cezasını veririm” eyleminin ifadesidir.
Öbür türlüsü sadece bir kadın adından öteye geçemez…

***

-Adalet hanım, önüne konulan davayı tarafsız ve bağımsız olarak değerlendirir/değerlendirmelidir.
-Adalet hanımın üstünde başka bir Adalet Hanım ya da Adil Bey yoktur/olmamalıdır.
-Adalet hanımın göz bağı, terazisi ve kılıcı tarafsızdır, kutsaldır/hep öyle kalmalıdır.
Adalet hanımı, Adalet hanım yapan işte bu üçlüdür; Gözbağı, terazi, kılıç…
Para, siyasi güç, kaba kuvvet ve benzer erkler ile gözbağına, terazisine, kılıcına; kendini hukukun üstünde görenler tarafından müdahale edilen bir Adalet Hanım, tecavüze uğramış bir kadından farksızdır!

HK.

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

  1. Ali BOZ dedi ki:

    Hakan bey kardeşim…
    Yazın için seni kutluyorum. Kalemine sağlık.
    Bazen söylenen söz karşısında konuşamayanlar küfüre sarılır.
    O kalemini ve başını o silahşörlüğe karşı daima dik tuttuğun sürece her zaman senin yanındayım. Bunu sen ve herkes bilsin.
    Allah’a emanet olun…

    1. Hakan Kanber dedi ki:

      Saygıdeğer Ali Bey, güzel ifadeleriniz ve yorumunuz için teşekkür ederim…