İŞ DÜNYASI BU DOLANDIRICILIKTAN MUZDARİP!

İŞ DÜNYASI BU DOLANDIRICILIKTAN MUZDARİP!
06.05.2021
58
A+
A-

Pandemide dış ticaretin büyük kısmı dijitale kayınca, dolandırıcılar e-ithalat yapan Türk firmalarının başını daha çok ağrıtmaya başladı. En çok dolandırıcılık vakası Tayland, Hong Kong, Polonya ve Danimarka pazarında yaşandı.

Pandemi dış ticarette dijitalin payını artırırken, bu durum e-ithalatta dolandırıcılık vakalarının da artmasına neden oldu. 2020’nin başından bu yana Tayland, Hong Kong, Polonya ve Danimarka gibi ülkelerden ithalat yapmak isteyen birçok Türk firmasının dolandırıldığı öğrenildi. Dolandırıcılığa konu olan ürünlerin başında pandemide satışları patlayan kişisel koruyucu malzemeler ile son dönemde fiyatları önemli oranda artan kağıt geliyor. Dolandırıcılık haberlerinin geldiği son ülke ise Tayland oldu. Buradan ucuza nitril eldiven ithal etmek isteyen Türk firmaların yüksek meblağlara dolandırıldığı öğrenildi. Konuyla ilgili Ticaret Bakanlığı’nın yayınladığı uyarıda, dolandırıcıların profesyonel internet siteleri kurup, özellikle isim benzerliğini kullanarak sahte şirketler üzerinden piyasanın oldukça altında fiyattan nitril eldiven teklifl eri verdiği, ucuz nitril eldiven almaya çalışan birçok ithalatçı firmanın da yüksek meblağlarla Tayland’da dolandırıldığı belirtildi. Son dönemde yaşanan vakalar incelendiğinde, dolandırıcı firmaların çoğunun piyasanın altında fiyat vererek şirketleri çektiği, sahte internet siteleri ve ürün görsel- bilgileriyle ithalatçı firmaları aldatıp, ödemenin bir kısmını aldıktan sonra ortadan kaybolduğu göze çarpıyor.

Peki, e-ithalatta dolandırıcılık nasıl gerçekleştiriliyor? İthalatçı firmalar dolandırılmamak için nelere dikkat etmeli? Konuyla ilgili açıklamalarda bulunda Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı Ömer Karadeniz, pandemiyle birlikte teknolojinin her alanda varlığını artırdığını, iş hayatının hızlı temposuna ayak uydurmak için firmaların teknolojiden büyük destek aldığını, ancak teknolojinin beraberinde getirdiği pek çok tehdidin firmaları açık şekilde zarara uğrattığını söyledi. Plastik sektörü bazında incelendiğinde sektörün ihtiyaç duyduğu hammadde ve ürünleri ithal ettiğini ve üretimini bu şekilde gerçekleştirdiğini ifade eden Karadeniz, “İthalatını, e-ithalat şeklinde teknoloji yoluyla daha hızlı ve makul fiyatla yapmak isteyen bazı şirketler maalesef dolandırıcıların tuzağına düşebiliyor. Dolandırıcıların yaptığı en büyük tuzak, ithalatçının ihtiyacı olduğu hammaddeyi ya da ürünü piyasa fiyatlarının bayağı altında satacakmış gibi online platformlar üzerinden cazip fiyatlarla sunması” diye konuştu. Sözde ihracatçının en büyük vaadinin ise ‘ürünü daha yüksek fiyata iç pazarda satabilecekken, daha düşük fiyata ihraç etmek istemesi’ olduğunu söyleyen Karadeniz, bu tuzağa düşen ithalatçının da ürünü kaçırmamak adına koşulları göz ardı edip aceleci davranarak dolandırıcıların talep ettiği ön ödemeyi hemen yaptığını kaydetti. Karadeniz, “Ancak ön ödemeyi alan sözde ihracatçı firma yani dolandırıcılar, ithalatçıya hiçbir şekilde geri dönüş yapmayıp tüm iletişimi kesiyorlar ve maalesef iş işten geçmiş oluyor” dedi.

PLASFED Başkanı, ithalatçının bu durumlarda detaycı, araştırmacı ve kuşkucu olması gerektiğinin altını çizerek, en ince ayrıntısına kadar araştırmaların yapılıp, bütün koşulların göz önünde bulundurulması gerektiğini savundu. Karadeniz, dolandırıcıların tuzağına düşmemesi için ithalatçı firmalara şu tavsiyelerde bulundu: “Söz konusu online platformun güvenirliği araştırılmalı. İhracatçı firmanın e-posta, web sitesi, telefon, adres, varsa birlikte iş yaptığı referans verebilecek firmalar iyi incelenmeli. Ürün fiyatları takip edilmeli. İthal edilecek ürünün hangi fiyatla ülkeye gireceğini araştırmak ve bilgi sahibi olmak burada çok önemli. Peşin ödemelerden kaçınmak ve akreditifli ödemeleri yapmadan önce sağlam araştırmalar yapmak gerekli. Şirketler, İthalat Genel Müdürlüğü gibi devlet otoritesinin bünyesinde yer alan kurumlarla iletişim halinde olup, gerektiğinde bilgi almalı.” Akreditif uzmanı Özgür Eker de e-ithalatta yaşanan artışlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Eker, COVID-19 salgını neticesinde başlangıçta salgına karşı koruyucu ekipman olarak sınıflandırılan cerrahi maske, nitril eldiven ve dezenfektan gibi ürünlerde başlayan çok büyük ve ani talep artışlarının zamanla ateş ölçer gibi salgın ile bağlantılı ürünlere sıçradığını kaydetti. Dolandırıcılık vakalarını anlamak için ekonomik seyri iyi analiz etmek gerektiğine dikkat çeken Eker, dolandırıcılara zemin hazırlayan uluslararası ticaretteki gelişmeleri ise şöyle sıraladı: “Konteynelerin ülkeler arasında sağlıklı döngüye girememesinden ötürü denizyolu navlun fiyatları astronomik boyutlara ulaştı. Dahası pek çok ihracatçı yüküne konteyner bulamıyor. Pek çok hammadde yoka düştü ve fiyatı aşırı arttı. Çip gibi kritik öneme haiz elektronik parçaların tedarikinde büyük sıkıntılar görülüyor.”

Tüm bu gelişmelerin sonucunda dış ticaret konusunda dolandırıcılık olaylarının artış görülmesinin şaşırtıcı olmadığına dikkat çeken Eker, “Pandemi nedeniyle uluslararası seyahatin de olabildiğince kısıtlanmış olması, bu tarz dolandırıcı firmaların ekmeğine adeta yağ sürüyor” dedi. Dış ticaret işlemlerinde dolandırıcılığın çok çeşitli şekillerde gerçekleşebileceğine değinen Eker, şöyle devam etti: “İthalat aşamasında en çok karşımıza çıkan dolandırıcılık ise en basit anlamda ithalatçıdan bir ödeme almak, ama bu ödemenin karşılığında ürün göndermemek veya düşük kaliteli ürün göndermek şeklinde oluyor. Dolandırıcılar ithalatçı firmaların piyasada görülen dalgalanmalardan kar elde etme hırslarını manipüle ediyor ve kendi bilgilerini art niyetli bir şekilde ithalatçılar aleyhine kullanıyorlar.”

HK.

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.