Akdeniz’in tropikal güzeli: Alanya

Antalya çevresinde bir yere gidilecekse genelde Çıralı, Adrasan, Kaş, Kalkan gibi hep batısındaki beldeler tercih edildiğinden doğusu çoğunlukla …

Akdeniz’in tropikal güzeli: Alanya
A+
A-
28 Kasım 2021 07:01
49

Antalya çevresinde bir yere gidilecekse genelde Çıralı, Adrasan, Kaş, Kalkan gibi hep batısındaki beldeler tercih edildiğinden doğusu çoğunlukla ihmal edilir. Halbuki Manavgat, Side, Alanya, her biri hem tarihin hem de doğanın sindire sindire yaşanabileceği güzelliklerle dolu. Gezmek için en güzel mevsimdeyiz. Hafta sonu, uzun zamandır ihmal ettiğim Alanya için düştüm yola. Antalya-Alanya yolu boyunca sıralanan meyve bahçeleri, pamuk ve mısır tarlaları, palmiye ağaçları içini açıyor geçenlerin… Antalya’dan Alanya istikametine doğru yol alırken seralardaki muz bahçeleri yerini açık arazideki muz ağaçlarına bırakıyor. Bunun nedeni Alanya’nın ikliminin Antalya’nın diğer ilçelerine göre daha ılıman olması. Tropikal iklime çok yakın. Bu nedenle çoğu meyve seraya ihtiyaç olmadan açık arazide yetişebiliyor.

Çarşıdaki tezgâhlardan hediyelik eşya alabilirsiniz.

Nefes kesen manzara

Alanya’da dolaşırken kendinizi tropikal bir adada hissediyorsunuz. Hint Okyanusu’nun tropik adalarında tezgâhlarda gördüğüm meyvelerin aynısı Alanya tezgâhlarında var. Bu müthiş bir şey. Burada hem bahçelerde hem de pazarlarda artık sadece muz görmüyorsunuz. Hem iklim koşulları hem de toprağının kalitesinden dolayı birçok tropikal meyve yetişebiliyor. Bu tip meyve ağaçlarının bakımının kolay olması ve çok az miktarda su istemesi de üretimi arttırmış. Pasifloradan pitayaya, ejder meyvesinden papayaya tropik bir adada bulacağınız her meyve burada var. Alanya’da ilk durağım en kıymetli kültürel miraslarımızdan biri olan Alanya Kalesi’ydi. Neredeyse tüm Alanya’yı kucaklayan kalenin manzarası nefes kesici. Kaleyi çevreleyen 6.5 kilometrelik surlar manzarayı daha da efsaneleştiriyor. Kaleye çıkan yolda fotoğraf çekebileceğiniz birçok nokta var. Ben en güzel manzarayı surların arasından, rüzgârın denizle buluştuğu yerde yakaladım. Havada süzülen paraşütün kareme girmesiyle manzaram daha da şenlendi. Tepede ‘İçkale’ ve ‘Ehmedek’ olmak üzere iki kale var. Kaleye Müze Kart’la girebiliyorsunuz. Alanya Kalesi’ne Damlataş’tan teleferikle de çıkabilirsiniz.

Kleopatra Plajı

İlk turistik mağaramız

Kale turumuzdan sonra o yoldaki eski konakların ve hediyelik eşya tezgâhlarının arasında dolaştık. Burada çok hoş kafeler açılmış. Bir çay molasının ardından kalenin arka tarafındaki kıvrımlı yoldan Damlataş Mağarası’na indik. Burası Türkiye’de turizme açılan ilk mağara. Havasındaki fazla karbondioksit ve yüksek oranda nem özelliklerinden dolayı astım hastalarına iyi geldiği söyleniyor. Damlataş Mağarası’na yürüme mesafesindeki Alanya Arkeoloji Müzesi de ziyaret listenizde olmalı. Müzede antikçağlardan kalma çok sayıda heykel, mozaik, lahit ve sikke sergileniyor. Damlataş Mağarası’ndan sonraki durağımızsa mağaranın hemen yakınından başlayan Kleopatra Plajı oldu. Alanya’nın neredeyse her bir köşesine adım attığımız günün sonunda görsel bir şölene tanıklık ettik plajda. Son zamanlarda izlediğim en güzel günbatımıydı. Burası güneşin kızıllıklar içinde batmasını izlemek için muazzam bir nokta. Solda kaleden yükselen pembe gökyüzü, sağ tarafta sonsuz bir kızıllık. Mavi ve kızıla bulaşan pembe, sarı, turuncu, kırmızı renkler ve fonda dalga sesleri… Muhteşemdi.

Selçuklu mimarisini yansıtan geleneksel Alanya evlerinin arasında yürüyün.

Kızılkule’yi görün

Kleopatra Plajı altın sarısı kumu ve berrak deniziyle Antalya’nın en güzel plajları arasında ilk sıralarda. Adını Antik Mısır Kraliçesi Kleopatra’dan alıyor ve temizliği ‘Mavi Bayrak’ tescilli. Alanya’da görülmeye değer bir başka nokta Kızılkule… Kırmızı tuğlaların verdiği renkten alıyor ismini. Manzarası muhteşem! 1226’da Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat bu kuleyi şehri denizden gelecek saldırılara karşı korumak amacıyla yaptırmış. Mimarı Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani. Alaeddin Keykubat, Kızılkule’yi yaptırdıktan sonra tersanenin yapımına başlanmış. Tersane şu an müze olarak hizmet veriyor. İçinde gemicilikle ilgili antika eşyalar ve tekne kalıntıları var.

Ot sarması, et dolması

Alanya’ya gidince ilk yemeniz gereken; muz. Buradaki muzun kokusunu ve tadını Türkiye’de başka hiçbir yerde bulamazsınız. Ayrıca bölgede yetişen tropik meyvelerden de mutlaka deneyin. Alanya mutfağı bölgede hüküm süren medeniyetlerin izlerini taşıyor. Yöresel düğün çorbası gülüklü, ülübü (taze börülce), Akdeniz Bölgesi’nde çok sevilen yabani labada (yörede ilibada olarak biliniyor) otunun yapraklarından yapılan sarma, Kıbrıs’ta da yetişen ve kolakas denilen ‘gölevez’li et yemeği, kuzu kaburgadan yapılan laba dolması denemeniz gereken lezzetlerden. Bu yemekleri Yöresel Alanya Ev Mutfağı’nda bulabilirsiniz.

ETİKETLER: , , , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.