“Karavan hayalini ilk kurduğumda demir atımın adı ‘Düldül’ olsun” demiştim

Sıla Yakamoz, sosyal medyadaki adıyla Mücbir Seyyah (@mucbirseyyah), özel bir şirkette proje koordinatörü olarak çalışırken istifa edip çocukluk …

“Karavan hayalini ilk kurduğumda demir atımın adı ‘Düldül’ olsun” demiştim
A+
A-
14 Kasım 2021 07:07
53

Sıla Yakamoz, sosyal medyadaki adıyla Mücbir Seyyah (@mucbirseyyah), özel bir şirkette proje koordinatörü olarak çalışırken istifa edip çocukluk hayali olan karavanı Düldül’le beraber düşüyor yollara. Tek başına ve kendi elleriyle yaptığı karavana köpeği Siri’yi de alıp 1.5 yıl süren Türkiye turuna çıkıyor. Yakamoz “Yeni yerler görmek için değil, kendimi tanımak için başlamıştı yolculuğum. Şimdilerde sınırlarımı zorlamak ve özgürleşmek için sırt çantamla 6 aydır yurtdışındayım” diyor.

Nasıl başladı gezgin olma hikâyeniz?

Hayatımın uzunca bir bölümünü İstanbul’da geçirdim. Okudum, çalıştım ve bir gün dönüp baktığımda hayallerimi gerçekten ertelediğimi fark ettim. Büyük şehirde kurumsal hayatın gerekliliklerini bilirsiniz… Güzel giyinmek, lüks ve güzel yaşam adı altında gündelik şeylere bile binlerce lira para harcamak zorunda kalıyordum. Kendimizi bir marka olarak gördüğümüz için kazandığımız maaşı yine şirkette kabul görülmek için harcıyoruz.

Bu döngü nerede kırıldı?

Motosikletle tanışıp doğada kamp yapmaya başladığımda aslında ne kadar dar bir çemberde ve kısırdöngüde olduğumuzu daha acı bir şekilde anladım. Bir süre işime devam edip sonrasında hep ertelediğim çocukluk hayalim olan karavanım Düldül’ü alarak gezginliğe ilk adımı attım.

Türkiye turu 1.5 yıl sürdü

Karavanınızın ismi nereden geliyor?

Çocukluğumda beni ekran başında saatlerce bekleten çizgi film kahramanım Red Kit’ti. Can dostu, atı Düldül’le maceralarını izleyerek büyüdüm. Her bölümün sonunda Düldül’ü cesurca özgürlüğe sürerek kaybolurdu. Karavan hayali ilk aklıma düştüğünde demir atımın adı Düldül olmalı diye daha çocuk yaşta karar verdim.

Kendi yaptığınız karavanla gezmeye başlamışsınız. Yanınızda köpeğiniz de var…

Düldül 97 model bir sucu minibüsüyken kendi emeğimle onu ruhu olan bir yuvaya çevirdim. Yeterli bütçem olmadığı için her şeyi kendim halletmeye çalıştım. Sürekli araştırdım. İtiraf etmeliyim ki sandığım kadar kolay olmadı. Bilgisayar başında çalışırken birden pense, çekiç, testereyle bir şeyler yapmaya çalışmak zordu. Ama bir süre sonra alıştım ve sanki yıllardır o küçücük alanda yaşıyormuşum gibi hissetmeye başladım. Köpeğim Siri’yle seyahat etmek eğlenceli olsa da küçük bir alanda olmak bazen işleri zorlaştırdı. Ama dediğim gibi alışana kadar, sonrasında her problemi çözüp içinde olduğunuz anın tadını çıkarıyorsunuz.

Türkiye seyahatiniz karavanla 1.5 yıl sürmüş. Nereleri gezdiniz, ne zorluklar yaşadınız?

Düldül ile yola çıktıktan birkaç ay sonra pandemi başladı. Karadeniz’den Ege’ye oradan Akdeniz’e indim, ülkeyi sınırlarından dolaşmaktı ilk hedefim. Lakin Adana’dayken pandemi korkutucu bir hal alınca devam edemeyip İç Anadolu Bölgesi’ne geçtim. Oradan da Batı Karadeniz’e doğru ilerleyip ardından İstanbul’a döndüm. Yalnız başına gezmekten bazı zamanlarda deli gibi korkuyorum. Sadece korkularımın hayallerimin önüne geçmesine izin vermek istemiyorum.

Yolculuk sırasına unutamadığınız bir hikâyeniz var mı?

O kadar çok anı var ki heybemde, seçmekte zorlanabilirim. En çok korktuğum anıyı anlatmalıyım. İlk kez öleceğimi düşündüğüm andı. Akrep tarafından sokuldum. Çok acı verici ve korkutucuydu. Hayatımın en zor saatlerini geçirdim. Hastaneden çıktıktan sonra bir ders çıkarıp, sessizce şükredip Siri’ye her zamankinden daha çok sarıldım. Hayatım nasıl sonlanır bilmiyorum ama keşke diyebileceğim hiçbir şey kalmadan yolculuğumu sonlandırmayacağıma o gün karar vermiştim, hâlâ yollardayım.

Her gün farklı bir keşif

Ne kadar şehir, ülke gezdiniz?

Aslında böyle bir skor peşinde hiç olmadım. Amacım sadece gezip görmek değil, gittiğim her yerde insanların yaşamlarını, aile yapılarını, dünyaya bakış açılarını, yaşamlarını öğrenmeden, yani kısaca oradaki insanlar gibi yaşamadan ayrılmamak. Yolda yaşayarak kaplumbağa gibi gezdiğim için belki de 40 ili tamamlayamamışımdır bile. Dünyada da yedinci ülkedeyim.

En çok beğendiğiniz yer neresi oldu?

Türkiye’de gördüğüm o kadar çok ve farklı güzellikler vardı ki aralarında herhangi bir seçim yapmam kesinlikle çok büyük haksızlık olur. Şimdilik en beğendiğim yer daha henüz keşfetmediğim ve ayak basmadığım yer diyebiliriz.

İşten ayrılarak yola çıkmışsınız. Nasıl finanse ediyorsunuz bu yolculukları?

İnsanların ilk adımı atmamasının en büyük bahanesi para! Düldül’ün maliyetinden sonra elde kalan para 2 bin liraydı. Herhangi bir gelirim olmadan bu rakamla yola çıktım. Ailem ve çevrem param bitince geri döneceğime inanıyordu. Bense yolda yaşayabileceğime inanıp savaşmayı tercih ettim. Muğla’da bahçe işlerinde çalıştım. Gezdiğim yerlerin yerel ürünlerini çevreme pazarladım. Gittiğim şehirlerin yöresel meyvelerinden reçeller, karavanımda soğuk sandviçler yapıp sattım. Daha da yetmediği durumlarda gündelik garsonluk, temizlik gibi işleri de yaptığım oluyor. Kısaca hayalimi ertelemek yerine çözümler üreterek yoluma devam ediyorum.

Sınır tanımayan maceracı

Yolda olmanın size ne hissettirdiğini anlatır mısınız?

Yeni yerleri görmek için değildi yolculuğum, kendi içimdeki kimlikler arasında sıkıştırdığım gerçek Sıla’yı bulmak içindi. Bu yolda binlerce insan hikâyesine ortak olup her gün farklı bir rengimi keşfediyorum. Birçok insan hayatıma dokundu, hikâyeme ortak oldu, hatta yeri geldi canı gönülden, ailem gibi destek oldu. Kendimi sınır tanımayan bir maceracı; evi yollar olan, güzelliklere yolculuk yapan bir seyyah gibi hissediyorum. 

YENİ KARAVAN İÇİN PARA BİRİKTİRİYORUM

Şimdi sırada nereler var?

Şu an Karadağ’dayım. Sezonda bileklik satarak geçimimi sağladım, sonrasında Türkiye’deki karavanımı satıp buradan bir araç alıp ‘korsan karavan’la dünya turuma devam etmeye karar verdim. Kışı burada geçirip para biriktirdikten sonra yazın yeni evimle birlikte tekrar yollara düşeceğim..

Yola çıkmak isteyenlere ne önerirsiniz?

Ben sadece hayattaki önceliklerimi değiştirerek bir adım attım ve sürdürülebilir olması için ne gerekiyorsa yaptım. Bir hayaliniz varsa sıkıca sarılın. En iyisini yapmak zorunda değilsiniz ama ‘keşke’ dememek için ilk adımı atmak zorundasınız.

Karavanla yolda olmanın güzellikleri neler?

Gittiğiniz her şehirde, her ilçede hatta her sokakta bir eviniz olması diyebilirim. Düşünsenize güzel bir manzara gördüğünüzde kontağı kapatıp, kahve demleyip tadını çıkarabilirsiniz ya da kendinizi yorgun hissettiğinizde mola verip dinlenebilirsiniz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.