Yurttan öğretmen portreleri

Geçen sene pandemi nedeniyle uzaktan kutlanan Öğretmenler Günü’nde bu yıl öğretmenler ve öğrencileri sosyal mesafeli olsa da yine bir aradaydı …

Yurttan öğretmen portreleri
A+
A-
25.11.2021
19

Geçen sene pandemi nedeniyle uzaktan kutlanan Öğretmenler Günü’nde bu yıl öğretmenler ve öğrencileri sosyal mesafeli olsa da yine bir aradaydı. Evet bir öğretmenler günü daha arkada kaldı. Ama hayatını eğitime adamış öğretmenler ülkenin dört bir yanında her zaman olduğu gibi başarı hikayeleri yazmaya devam ediyor ve edecekler. Her öğretmen çok değerli, her öğretmen bir ışık. Öğretmenler Günü’nün ardından işte tüm öğretmenleri temsilen bir kaç portre.

 KASTAMONU’NUN ÖZEL ATLETLERİ
Taşköprü Yatılı Bölge Ortaokulu’nda, özel eğitim öğretmeni olan Yakup Kesayak görev yaptığı Kastomonu’dan atletizm şampiyonaları arasına down sendromlu öğrencilerin gitmesine vesile olan ilk öğretmen oldu. Aynı zamanda Uluslararası Down Sendromu Federasyonu Kastamonu İl Başkanlığı’nı yürüten Kesayak, “Sosyalliğin özel öğrencileri ne kadar olumlu etkilediğini gözlerimle gördüm” diyor ve ekliyor:
“Çocukları zaten çok seviyorum, çocukların ayrımcılığa uğramaksızın toplumun bir parçası olmalarına katkım olsun diye öğretmen oldum. Özel eğitim öğrencilerinin toplumsal ve kültürel katılımının sağlanması amacıyla elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorum. Bu anlamda Kastamonu’da ilk kez 2014’te Türkiye Özel Sporcular Atletizm Şampiyonası’na gönderdiğimiz öğrenciler takım halinde4’üncü ardından 2017’de 2’nci oldular. Bu yıl yapacağımız bir diğer çalışma ise okulumdaki 35 özel eğitim öğrencisine at binmeyi öğretmek olacak. Amaç okuma yazma öğretildikten sonra bu öğrencilerin topluma birey olarak sosyal, toplumsal ve kültürel açıdan katılımlarını sağlamak olmalı. Bu sosyal faaliyetlere götürdüğümüzde öğrencilerin gerçekten ne kadar farklı bireyler haline geldiklerini, nasıl özgüven kazandıklarını gözlerimle gördüm. Bu sene aynı zamanda Kastamonu Özel Eğitim zümre başkanı oldum. Zümre başkanı olarak da diğer özel eğitim öğretmeni arkadaşlarıma da bu müsabakaları tavsiye ettim. Katılmaları halinde sonuna kadar destekçileri olacağım.”

BİLİME İLGİ İKİYE KATLANDI
Sınıf öğretmeni Emrah Kultas, göreve Van’ın Edremit İlçesi’nde idareci ve TÜBİTAK ilçe koordinatörü olarak devam ediyor. 10 yıllık meslek hayatının tamamını Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde geçiren Kultas, yaklaşık 3 sene önce Van’ın il ve ilçelerine bağlı okullarında yeterli ilgiyi görmeyen TÜBİTAK projelerini artırmak için çalışmaya başladı. O günden bugüne üretilen projesi sayısı iki katına çıktı ve Van, en çok TÜBİTAK projesi çıkaran il oldu. Ayrıca Van’ın köy okullarında çocuk edebiyatının önde gelen yazarlarının kitaplarını öğrencilere dağıtıp ardından onları yazarlarla bir araya getiren Kultas, bir süredir yok olmaya yüz tutan meslekleri öğrencilere tanıtmak için de usta-çırak buluşmaları gerçekleştiriyor. Ustalara, “Gelecek kuşağa öğretmek ve onlardan öğrenmek gibi bir derdim var. Öğretmenlik okulda olan bir şey ama aynı zamanda siz de çocuklar için ayrı bir okulsunuz” diye seslenen Kultaş şöyle devam ediyor:
İlimizde yaklaşık on arkadaşla beraber TÜBİTAK projelerinin geliştirilmesine el attık. Van’daki 517 okuldan 484 kurum bu projelere başvurdu ve 297’si kabul oldu. Yani yüzde elliye yakın bir kabul söz konusu. Bu oran Van’ı son 2 yıldır Türkiye’de başvuru birincisi il yaptı. Türkiye finallerinde 4 birincilik elde ettik. Özellikle köy çocuklarında okuduğunu anlama ve anladığını karşı tarafa yansıtma noktasında ciddi sorunlar olduğunu fark ettim. Bunu için ‘Bir Yazar Bir Kitap’ adlı projeyi gerçekleştirdim. Beş tane köy okulundan toplam yüz öğrencimize çocuk edebiyatı yazarları Sevim Akül Akal, Burcu Aktaş gibi isimlerin kitaplarını temin ettik ardından çocukları bu isimlerle bir araya getirdik. Geçtiğimiz sene başlayan bu proje kapsamında pandemi nedeniyle yazar buluşmaları çevrimiçi oldu ancak bu sene yüz yüze buluşmalar olacak. Kitap okuma konusunda ciddi bir motivasyon oluştu. Van ilinde kültür, sanat, edebiyat ve zanaat alanında önemli şahsiyetlerden otuz kişiyi tespit ettik. Değerlerini tanısınlar diye çocukları ustalarla buluşturalım istedik.”

KÜÇÜK VAN GOGH’LAR YETİŞTİRİYOR
Esin Altun, Gaziantep’in Nizip ilçesindeki Yılmaz Çetin Sözmen Ortaokulu’nda görev yapan bir resim öğretmeni. 26 yaşındaki Esin öğretmen, öğrencilerini sanatla tanıştırmak için okulun boş bir odasını resim atölyesine dönüştürmüş. Karakalemden başlayıp öğrencilerine ünlü ressamların tablolarını yaptırıyor. Altun, “Öğrencilerimin resim alanında genelde başaramayacaklarına ve yeteneksiz olduklarına inandıkları bi bakış açıları var fakat bu daha önceki denememelerinden kaynaklanıyor. Mesela İnci Küpeli Kız resmini yapan öğrencim kendi yaptığı resme bakıp bunu ben mi yaptım dedi. Bu çok mutlu edici bir şey. Öğrenci resmi yaparken yapacağına inanırsa ve yönlendirme iyi olursa sonuç geliyor. Özellikle dezavantajlı bölgelerde çok yetenekli çocuklar açığa çıkabiliyor. Öğrencilerime genelde yanılmanın gayet normal olduğunu, deneyerek ve yanılarak sonunda başarıya ulaşabilceklerini aşılamaya çalışıyorum. Okula ilk geldiğimde resim atölyesi yoktu, boş bir sınıfı atölye haline getirdim okuldaki arkadaşlarım da yardımcı oldular, karakalemden başlayarak önce nasıl çizim yapılacağını öğretip daha sonra kuru boya ve pastelle devam ediyoruz. Okuldan sonra ders dışı etkinlik olarak kurs veriyorum. Önümüzdeki günlerde büyük tualler yaptıracağım.” diyor. Esin öğretmen, lise yıllarında resim öğretmeni olmaya karar verdiğini belirterek yaşadıkalrını şöyle anlatıyor: “Lise deki resim öğretmenimize resim okuyacağımı söylediğimde sadece Güzel sanatlar lisesi mezunlarının kazabileceğini söyledi. Bunu duyunca çok üzülmüştüm. Ancak son sınıfta yetenek sınavlarına girip Konya Necmettin Erbakan üniversitesini asil olarak kazandım 4 yıl eğitimim sonrası 2017 de mezun oldum. 2 yıl sonra Nizip Yılmaz Çetin Sözmen Ortaokulunda atandım 1.5 yıldır bu okulda öğretmenlik yapıyorum.”

“BU DÜNYAYA ÇOCUKLARA HİZMET ETMEK İÇİN GELDİM
Van’a 50 kilometre uzaklıkta Tuşba ilçesine bağlı Gedikbulak’ta kız çocuklarının okullaşma oranı yüzde yüz. Bu güzel oranın altında da bir öğretmenin gayretleri yatıyor. 15 sene önce yalnızca 1 kız çocuğun okuyabildiği bölgede şimdi bütün kızlar okula gidiyor. Sosyal medyada ‘Renkli Öğretmen’ olarak tanınan Gedikbudak Ortaokul resim öğretmeni Fatih Balican ise yeteneği keşfedilmeyen hiçbir öğrenci kalmasın diye canla başla çalışıyor “Okulumuzda kız ve erkek öğrencilerinin sayısı eşit. Okulun öğrencilerinin yarısını oluşturan kız öğrencilerin, geleceğe dair farklı hayalleri var. Kimi bilim insanı, kimi ressam, kimi futbolcu olmak istiyor. Ben renklerin ve sanatın gücüne inanıyorum” diyor ve şöyle devam ediyor:
Okulumuzda bir atölye yoktu. Çocuklar hep aynı düzende eğitim görüyorlardı. Okul bana göre kağıt ve kalemden çok daha fazlasıdır. 2 sene önce göreve başladığımda öğrencilerimden hayallerini yazıp bana vermelerini istedim ve çok ilginç şeyler çıktı. Öğrencilerimin içinde ressam ya da dansçı gibi sanatçı olmak isteyen de var bilim insanı olup Nobel ödülü almak isteyen de… Durum böyle olunca bize bir atölye şart oldu. Hayallerimizden yola çıkarak kendimize bir alan yaratmak istedik çünkü sanat ve bilim bunu gerektiriyor. Diğer sınıfları kullanamıyorduk çünkü yeri geliyor kilden bir şeyler yapıyoruz, yeri geliyor resim yapıyoruz, yeri geliyor müziği açıp dans ediyoruz… Gelişmiş toplumların temelinde bilim ve sanat olduğuna inanıyorum. Özellikle kız çocukları okula gidemeyip, istemedikleri bir hayat yaşamak zorunda değiller. Bunun için ne yapabiliriz diye düşündüğümde sanat atölyesi fikri ortaya çıktı. Çocuklarla geçen seneden beri imkanlar el verdiğince modern dans, halk oyunları ve resim gibi eğitimler yapıyoruz. Şimdi güzel sanatlar fakültelerini feyz alarak kurduğumuz atölyelerde resim, sinema, fotoğrafçılık, dans gibi birçok çalışma yapacağız. İlk başlarda öğrenciler ne kadar hevesli olsa da çekingenlerdi, ‘Öğretmenim ben yapamam’ diyorlardı, şimdi bir sonraki ders ne zaman diyorlar. Ben de köy çocuğuyum, devlet okullarında okudum, resme ise hep ilgim vardı. Lisede sınıfta kaldım, sonra bir eğitim fakültesinin kantininde çalışmaya başladım ve orda hayatım değişti. Baktım ortam hem eğlenceli hem öğretici… Üniversiteli insanlara tanıştıkça, sohbet ettikçe ufkum genişledi. Yarım bıraktığım lise eğitimimi açıktan tamamladım 6 ay resim kursuna gittim ve resim öğretmenliği bölümünü kazandım. Bu dünyaya çocuklara hizmet etmek için geldiğimi düşündüğüm için özellikle öğretmen olmak istedim.”

HER OKULA BİR MASAL SINIFI
Meslek hayatına 1 sene önce hem okul öncesi öğretmeni hem müdür olarak başlayan Kiraz Ebinç Tül, henüz okuma yazma öğrenmemiş olan öğrencilere kitap sevgisini aşılamak için ‘Her Okula Biraz Kitap’ diyerek yola çıktı. Önce Van’da bir okulda öğrenciler için kitaplık kurdu ve bu okula düzenli olarak gidip çocuklara masal anlatmaya başladı, şimdi meslektaşı Yakup Aslantaş ile birlikte bu projeyi tüm Türkiye’ye yaymaya hazırlanan Kiraz öğretmen, masal yolculuğunu şöyle anlatıyor:
“Öğrenci olduğum dönemde Van’da bir anasınıfına vestiyerden kitaplık yaparak başladım. Gittiğim okuldaki sınıfta öğrencilerin yemek yediği küçük bir alan vardı, ‘Yemeği koridorda yeriz’ dediler, üniversiteden birkaç arkadaşımla birlikte kitaplar toplayıp burada bir sınıf açtık. Ben bu sınıfa düzenli olarak uğrayıp çocuklarla masal okuma saati yapıyordum. Göreve başlayınca neden kendi okulumda da yapmayayım?’ diye düşündüm. Üstelik atandığımda okuldaki tek öğretmen ben olduğum için otomatik olarak müdür oldum. Bir yandan idari işler bir yandan dersler derken bu projenin de peşini bırakmak istemedim. Yakup Aslantaş öğretmenim de çalıştığım okulda göreve başlayınca birlikte bir yola çıktık. Yine aynı şekilde imkanlar dahilinde kitap topluyoruz, marangoza gidip çocukların boyunda kitaplıklar yaptırıyoruz. Farklı olarak ise yaptığımız her sınıfın duvarına bir masalı kahramanı çiziyoruz ve okuma köşesine koymak üzere bir halı götürüyoruz. Mesela ilk sınıfa Pire Hatun ile Pire Bey, ikincisine ise Eşek ile Tilki çizdik. Geçen hafta Gülyazı Şehit Yarbay Songül Anaokulu’na götürdüğümüz halıyı öğrenciler o kadar çok sevdiler ki, onu tuval gibi kullanarak masal anlatmak istediler.”

ÖĞRETMENLER GÜNÜ NEDİR?
Türkiye’de 24 Kasım her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor. 24 Kasım 1928 tarihinde açılan Millet Mekteplerinde yaşlı, genç, çocuk, kadın demeden herkese yeni harflerle okuma yazma öğretildi. Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor.

TÜRKİYE’NİN ÖĞRETMEN TABLOSU
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Eylül 2021 istatistiklerine göre örgün eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen sayısı 2020-2021 eğitim öğretim yılında 1 milyon 112 bin 305 oldu. Bu öğretmenlerin 950 bin 90’ı resmi okullarda, 162 bin 215’i özel okullarda görev yapıyor. Öğretmenlerin 658 bin 776’sı kadın, 453 bin 529’u erkek. 52 bin 461 öğretmen okul öncesi eğitimde, 306 bin 937’si ilkokulda, 370 bin 798’i ortaokulda ve 382 bin 109’u ortaöğretimde görev yapıyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.